BU SITE Selami ÇEKMEG?L’in Yegenleri: Melike TANBERK ve Fatih ZEYVELI'nin beyaz.net ekibi ile birlikte M.Said ÇEKMEGIL an?sina ARMAGANIDIR!
Anasayfa
Anasayfa
KAVRAMLARLA OYNAMAK YAHUT KUR'AN MEALLERİNE ELEŞTİREL BİR BAKIŞ
Yazar M. Selami Çekmegil
01-06-2006
Mizaç olarak sert tavır ve eleştirilerden fazla hoşlanmayan biriyim. Hele de iyi bir alanda çok önemli misyonları üstlenmiş, halkımıza ve insanlığa doğruları götürme görevinin önemini idrak etmiş çalışmaları bilinçsizce iptale ve karalamaya yönelik tarz ve tavırlara hep karşı çıkmışımdır. Geçenlerde Malatya’da yayınlanan bir derginin, bilimsel dayanağı olmayan saiklerle, geçmiş ilim adamlarımızın -bizim bu güne kadar İslam’la irtibatımızı sağlayan ve ona yönelme güdülerimize hizmet eden- “ilmuhal”lere yönelik karalama yazılarını görünce işbu yazımı yayınlamakta hayli tereddüt ettim. Amadüşüncelerimi, -o dergideki üslup gibi toptan karalama olmadan-somut noktalara yönlendireceğim için"yanlışı eleştirme ibadeti"nden geri durmamaya karar verdim…
Bilgi ve İletişim Çağında Bilimsel Bilgiye Erişimin Önemi
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Çukurova Üniversitesi,
Öğrenmenin verdiği mutluluğu başka hiçbir şey sağlayamaz.
İnsanlığın geçmişten günümüze geçirdiği tarım devrimi, sanayi devrimi, bilişim ve iletişim teknolojileri devrimi yanı sıra bugünlerde bugünler de dördüncü sanayi devrimi olarak da ifade edilen Endüstri 4,0 olarak belirtilen yeni sanayi devrimi-iletişim teknolojilerini ileri bir aşması dijital-robot teknolojileri çağı yaşanıyor. Tarım devrimi 10 bin küsur yıl etkisini sürütürdü. Sanayi devriminin 1780’de başladığını düşünürsek yaklaşık 200 yıl kadar etkili oldu. İletişim teknolojileri devriminin 1980’lı yıllarda başladığını düşünürsek 40 yıl kadar etkili olduğu görülüyor. Tarım toplumunun üretim aracı tarım, toprak ve
Adıyaman merkez Çarşısı içerisinde yer alan Ulu Cami ilin en büyük camisidir. Belgelere göre Zülkadiroğullarından Adıyaman valisi Eslemez bey tarafından yaptırılmıştır Düğlkadir beyi Alaü’d-devle tarafından da onarılmıştır.. Günümüzdeki yapı eski kagir ve ahşap yapının yıkılarak 1873’te yapılmış şeklidir. 1902 yılında Mehmet Fevzi Efendi tarafından onarılmıştır. Günümüzde de onarım halindedir.
Sanatsal yapısı
Ulu Cami, kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kesme taştan, dört payenin taşıdığı merkezi bir kubbe ile üzeri örtülüdür. Ayrıca dört köşesinde dört küçük kubbe ile ana kubbe desteklenmiştir.
Birleşmiş milletler genel kurulunda 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen
DÜNYA ÇOCUK HAKLARI BİLDİRGESİ
Sunum: Halid ÖZDÜZEN
Başlangıç:
İnsanlık ailesinin tüm üyelerinin niteliğinde bulunan onurunu ve eşit ve ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu, İnsanın zorbalık ve baskıya karşı son bir yol olarak ayaklanmaya başvurmak zorunda bırakılmaması için İnsan haklarının hukuk düzeniyle korunması gerektiğini, Uluslar arasında dostça ilişkileri geliştirmeyi özendirmenin temeli olduğunu, Birleşmiş Milletler halklarının Birleşmiş Milletler Antlaşmasında te-mel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, erkeklerle kadınların hak eşitliğine olan inancını yeniden belirttiğini ve daha geniş bir özgürlük içinde toplumsal gelişme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlamaya karar vermiş olduğunu,
Yaratıkların hangisi en yükseği, hangisi en düşüğüdür? Bu soruyu bizim algılama yeteneğimizi dikkate alarak soruyorum. Bir sivrisinekle bir fili kıyaslasanız, hangisi daha muhteşem bir dizayn oluşturur? 1 X 1 m. boyutunda bir "AGA Radyo" mu daha çarpıcıdır, yoksa bir "mikro çips" mi? Tabii bunun cevabını insanın ihata seviyesiyle yorumlamak gerekiyor.
"Şüphesiz ki, Allah'ı bırakıp da taptığınız şeyler bir sinek bile yaratamaz" denildiğinde, sineği küçük görüp filin ihtişamı altında ezilen idrak, "Allah bu basit şeyi mi misal (örnek) verirmiş" diye küçümseyen bir havaya girebilir. Düşünmez ki, bir filin hortumuyla vuracağı
SİHİR veya BÜYÜ Normal şartlarda onlarca kuş bir kurda hükmedemez ama kurt büyülenince bu mümkün olabilir. Hatta, büyü sonucu, bir kuşun -cazibesiyle- binlerce kurdu efsunlayıp peşine takarak istediği istikamete sürüklemesi dahi mümkündür sanıyorum. Tıpkı eski Mısır’daki sihirbazların ellerindeki sopaları, yılan biçimine sokup insanları aldatması gibi... Nitekim bundan üç beş sene önce olmuştu da… *** Büyü, insanın aklına değişik bir mecra çizer: Mesela aşık, büyülenmiş gibidir. Aşkta sihirli bir güç vardır. Aşığın gözü aşkın şiddetine göre bazan hiç bir şey görmez; aşk, insanı kör eder. Aşık Ferhat olunca, dağları deler... Nefret de öyle... Biri zevkli, diğeri kahredici; ama ikisi de aklı selbedici... ***
Ortaşark'taki bazı din bilmez ilahiyat profesörlerinin İslam'ı parçalamaya yönelik sonuçlar ortaya getirecek cehaletleri artık dünya çapında meyvesini vermeye başladı sayılır. Bu dejenere tavrın, gittiği her yeri bozmasından korktuğu için, bizi Avrupa Birliği Topluluğuna sokmak istemeyen Batılılar bile, nihayet, bu cehaletle selamlaşmaktan etkilenmeye başladılar. Onlar da meselelere bilimsel doğruluk yerine yanlışa şartlandırıcı stratejik perspektiflerden bakmaya temayül ediyorlar artık. 1.11.2000 tarihli ZAMAN gazetesinin manşetten verdiği bir haber bunun en açık belirtisi bir temayülü sergilemiş bulunuyor. Diyor ki, Berlin Senatosu'ndan bir Alman politikacı Barbara John, "Biz de Alman İslam'ının oluşmasını istiyoruz!.." Çok ilginç bir çıkış: "ALMAN İSLAMI!.."
Alman Marksizm'i, Alman Astronomisi, Alman Matematiği gibi garip terkipleri akıl ve hayaline dahi getirmeyecek kadar sağlıklı bir fikir ortamında yaşayan ve yeşeren bir Alman siyasetçisinin "Alman İslamı" gibi gayrı ciddi ve müsbet yaklaşıma aykırı bir ibareyi, ancak Ortaşarklı mürekkep yalamış cahil profesörlere yakışan bir benzerlikle kullanabilmesi, artık dünyanın da çivisinin kaydığının; bilimsel tavrı terke yatkın bir atmosfere girdiğinin açık işareti olsa gerek.
Ne demek "Alman İslamı"; Alman Matematiği, Alman Astronomisi, Alman Marksizm'i? Acaba, 2 X 2'nin dört ettiğini söyleyen Matematik Almanlaşınca 2 X 2 = 5'mi ediyor? Yoksa kasıt Türkiye'den diyelim 700. bin mil uzakta olan Ay'ın dünyaya uzaklığı Alman Astronomisi devreye girince 800.bin Mil'e mi çıkıyor? Yoksa, Marxism de hırsızlık addedilen mülkiyet Alman Marxism'i olunca kutsallık kazanıp yine de Marksizm mi oluyor? "Alman İslamı"nda Allah'ın emri olan zekat, önerisini zekatsız bir sömürü düzenine mi dönüştürecek? Bu nasıl garabet böyle; nasıl???