10-09-2010
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular

Her gününüz bu Bayram
gibi
  mutlu ve
                     kutlu olsun!...
Alles Gute zum
               Ramadanfest
Eid Mubarak
                     kriter




BİZCE FLASH HABER

OBAMA'dan
              o papaza ÇAĞRI
http://www.habervaktim.
com/haber/141047/obam
adan_o_papaza_
cagri.html





1-
SORU:

Kim Bu Bürokrat!..

http://www.habervaktim.
com/yazar/27473/peki
_oglun_bilal_ne_oluyor
_.html






2-
ÖDÜL

Yazarlarımızdan Sayın Halit
ÖZDÜZEN’in torunu
genç hikaye yazarımız
Nurbüke
TEKER,
İsmail Sivri 1.Çocuk Ödülleri
Yarışmasında dereceye
girerek, dizüstü bilgisayar
kazanmıştır. Ödülünü
Gazeteciler Cemiyetinden alan
Nurbüke kardeşimiz ödül
törenine ailesi ve öğretmeniyle
beraber davet edilmiş, törenle
ödülünü ve sertifikasını almıştır.
Nurbüke'ye ödül kazandıran
“Aya Yolculuk” hikayesi 
kriter'de de okuyucularıyla
buluşacaktır, inş..Nurbüke'yi  
ve ailesini kutlar, daha nice
başarılı ürünler vermesini
dileriz. 
                           kriter
http://www.kriter.org/index
.php?option=com_content
&task=view&id=370&
Itemid=77





3-
YENİ KİTAP

Darbe Yargısının Sonu
yazar:
Osman CAN
(Timaş Yayınları)
kriter 





4-
İŞ İLANLARI
http://www.kriter.org/
index.php?option=com_
content&task=view&id
=1764&Itemid=48






ANILAR - İNTİBALAR
1-
GÖZ YUMMA
http://www.kriter.org/index
.php?option=com_content
&task=view&id=212&
Itemid=59





2-
KADİM DOSTUM
http://www.kriter.org/index.
php?option=com_content&
task=view&id=80&
Itemid=59





3-
"KADİM DOSTUM'A"
                             NAZİRE
http://www.kriter.org/index.
php?option=com_content&
task=view&id=81&
Itemid=59







4-
Mustafa BAŞOĞLU ile
Selami Çekmegil'den
M. Said ÇEKMEGİL'e dair:
(Sesli TV program)
http://www.kriter.org/index.
php?option=com_content
&task=view&id=1259&
Itemid=48














___________________

BU SİTE

 M. Selami ÇEKMEGİL'in
            yeğenleri
    Melike TANBERK ve
    Fatih ZEYVELİ 'nin 
           ve de tüm
www.Beyaz.Net ekibinin
        mütefekkir-şair
    M. Said ÇEKMEGİL
               anısına
 "Kriter"severlere  bir
       ARMAĞANIDIR
___________________
___________________ 

   Anasayfa
Anasayfa
İDEAL ÖĞRETMEN KİMLİĞİ
Kullanıcı Oylama: / 19
Yazar Şahika Erol   
10-01-2007
İDEAL ÖĞRETMEN KİMLİĞİ
                                                             

Image
Şahika Erol
       Öğretmenlik çok kutsal bir meslektir. Bir başka tabirle eşi ve benzeri olmayan kutsal bir görevdir. Öyle ki, toplumun kalkınması, ilerlemesi ancak öğretmenlerin elindedir. Genç beyinleri yetiştiren, geleceğe yön veren onlardır. Özverileriyle, güçleriyle bu yola baş koymuşlardır. Bu durumda öğretmenlik çok büyük bir değer kazanmıştır. Kendisini insan yetiştirmeye adamış inançlı, vicdanlı öğretmenler cehaletle mücadele ederek, bilginin efendisi olan genç nesiller yetiştirmeyi hedeflemişlerdir. Uzaktan bakıldığında çok basit bir görev olarak görülen öğretmenlik, içine girildiğinde hiç de öyle değildir. Bir insanı, okuma sevgisiyle donanmış bir genci, yetiştirme görevindedir onlar.

       
Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( 10-01-2007 )
Devamı...
GAVURA GAVUR DENİRSE NİÇİN KIZIYOR
Kullanıcı Oylama: / 10
Yazar Bahattin BİLHAN   
10-01-2007
  
GAVURA GAVUR DENİRSE NİÇİN KIZIYOR 
 

                                                                                   Bahattin BİLHAN 
 
Gavura "gavur" denirse kızar, 
Müslümana "müslüman"denirse kızmaz, 
Kızmak da ne, sevinir, içi açılır, mutlu olur. 
 
Halbuki gavura gavur denirse bunu hakaret kabul eder. 
Söyleyene de hakaret edebilir. 
Hatta bir çok gavura da müslüman dense kızmazlar... 
Müslümana gavur dense kıyamet koparır. 
Acaba neden; acaba niçin? 
Adam kendi iradesiyle gavurluğu seçmiş ise, 
İslamı yalnış veya "gericilik" görmüş de reddetmişse, 
Gavurluğu da iyi ve ilericilik görmüşse, 
Gavurun yolunu tutmuşsa, 
Adama "Sen busun!" diyene niçin kızsın? 
Kendi yüzünü, gözünü beğenmeyen, reddeden insan düşünülür mü? 
Kişiliğini bilmeyen insan, nasıl insandır?... 

                                                                  Bahattin BİLHAN

 
Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( 30-10-2007 )
Malatya Günlükleri - 2
Kullanıcı Oylama: / 30
Yazar Bilal Sürgeç   
10-01-2007
Malatya Günlükleri – 2
                                                           
Bilal Sürgeç

(devam):

      ImageTaşra’da kitap seven bir insan için en büyük dost bir başka kitap okurudur. Sait Abi Malatya’daki şansımdı. Onu caddede, sokakta elindeki kitapları göğsüne yaslayarak yürürken görürdüm.Kitap ve dergi, ayrılmaz bir parçasıydı. Büyük çarşıda depo şeklindeki bürosuna  her uğradığımda  tek başına ise mutlaka dergi ve kitap okurdu. 

      Tenkitlerini toplumun bir kesimi kaldıramıyordu. Sait Abi tenkiti gerçeğe giden yol olarak görüyordu. “Abi  milletin gönlü kırılıyor, milletin hatırı kalıyor, biraz yumuşak olsak” diyenlere  “Hakkın gönlünün kırılması daha mı iyi? Gerçeği gündeme getirdiğimizden dolayı hakkı batıla karıştıra gelen mistik ve hurafeci kesimlerde saldırılara uğramak işten bile değil.Ama ne varki mümin insanların değil hafız-ı hakikimiz olan yüce rabbimizin rızasına  talip olmalıdır.” diye cevap verirdi.  

      Sait Abi sosyal yönü gelişkin biriydi.Hangi topluluk  düzenlemiş  olursa olsun az buçuk fikir veren herhangi bir toplantıda onu her zaman görmek mümkündü. Toplantı salonunda eleştirilerini ve tenkitlerini sıralamaktan da geri durmazdı. Cem vakfının Sabancı Kültür merkezinde düzenlediği Yaşar Nuri Öztürk’ün katıldığı bir konferansta dinleyiciler kendisinden çok uzak olmalarına rağmen  toplantıya katılıp   tenkitlerini yüksek sesle dile getirmekten geri durmadı.

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 10-01-2007 )
Devamı...
Russia, China and India are now setting the global capitalist agenda
Kullanıcı Oylama: / 20
Yazar Edmond Warner   
10-01-2007
From: Ahmet Cetinbudaklar

To the point: Russia, China and India are now setting the global capitalist agenda

By Edmond Warner
Last Updated: 10:43pm GMT 27/12/2006



Emerging markets often seem like Peter Pan, financial children destined never to grow up. Just when they seem to reach maturity, a shock, a scandal or a crisis blows up like the temper tantrum that is the indelible mark of infancy. Some, though, are now coming of age, and with all the swagger of young adults.

As is typical in a global bull market, the strongest performing stock markets in 2006 have been in the secondary and tertiary financial centres. Robust economic growth and low interest rates around the world have encouraged a surge of investment capital into markets in Latin America, Asia and eastern Europe.

Such investment is, of course, replete with risks. It is the nature of a bull market, though, that these risks are swept into a darkened corner. The frenzied beating of hearts prevents cool reflection as surely as a neighbour's New Year rave.

advertisement
The past year has been framed by reminders of the dangers of immature financial systems. In January, Iceland's markets plummeted as investors awoke to the risks of overheating in this heavily indebted, tiny economy. Mysteriously, Icelandic businesses had found the wherewithal to make very substantial acquisitions overseas, notably in Britain.

Yorum yazınız (1 Yorum)
Son Güncelleme ( 08-11-2007 )
Devamı...
SIDDIK DEMİRİN 'DİRGEN ALİ' KİTABI ÜZERİNE
Kullanıcı Oylama: / 126
Yazar Sami Gören   
26-12-2006
SIDDIK DEMİR’İN “DİRGEN ALİ” KİTABI ÜZERİNE

                                    
Sami Gören               

                                    
      Image
      
Hemşehrim olan öğretmen Sıddık DEMİR’in “Dirgen Ali” adlı kitabı Berikan Yayınları’ndan Şubat 2006’da çıktı. Kitabı heyecanla okudum. “Dirgen Ali”, Demir’in son kitabı. Demir’in daha öncede “Afşinli Derdiçok”, “Gündemden Kesitler”, “Ankara Gönül Erleri” kitapları çıkmış.

            “Dirgen Ali” tarihi roman türünde bir kitap denilebilir. Zira Dirgen Ali, Kahramanmaraş Afşin’in (eski adıyla Norşun) yeni adıyla Altunelma Kasabasında yaşamış ve ölmüş bir kişi. Dirgen Ali’nin yaşadığı dönem; Osmanlı’nın son yılları, 1. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı ve 1960’lı yıllar. Demir romanında, o dönemlerden kesitler sunmakta.

            Dirgen Ali, Aşık Mahzun-i Şerif’in türkülerine konu olmuş, destanlaşmış bir kahramanlık öyküsüdür. Dirgen Ali, her zaman mazlumdan yana, garibandan yana yiğit bir kişidir. Ben Dirgen Ali’nin adını çok duymuştum ancak, detaylı bir bilgiye sahip değildim. Zira kahramanlar, menkıbeleşir, destanlaştırılır, başka-başka anlatılır. Dirgen Ali hakkında tek yazılı eser, Sıddık Hoca’nın kitabı olmuştur. Kendisini ayrıca kutlamak gerekir.

            “Dirgen Ali” kitabını değerlendirmeden önce; kitabın konusunu kısaca özetlemek gerekir;

Yorum yazınız (5 Yorum)
Son Güncelleme ( 27-12-2006 )
Devamı...
MALATYA GÜNLÜKLERİ - 1
Kullanıcı Oylama: / 30
Yazar BİLAL SÜRGEÇ   
26-12-2006
Malatya Günlükleri - 1
                                          
Bilal Sürgeç

ImageBilgiyi taşıyan  en önemli vasıta yazıdır, arşivdir, koleksiyondur. kaset kayıdıdır.

Otuz yıllık bir videom var.  Evdeki en eski yararlı eşyamdır. Onu yirmi  defa tamir ettiğimi biliyorum. Ondan ayrılmayı hiçbir zaman düşünmedim.  

Televizyonun olumsuzluklarından bahsedilir Televizyonlarda  düşündürücü yararlı programlar da yapılır.Bu yapımlardan bazıları  binbir zahmete katlanarak çekilir. Eğer bu programlar kaydedilmiyorsa etkisi  birkaç gün sonra kaybolup gider. Onca zahmet onca masraf boşa akar. İnsanın buna bakıp üzülmemesi elde mi? Bir bilgiyi öğrenmenin, hafıza da tutmanın en güzel yolu  tekrar etmekten geçiyor.

Şuanda Malatya’da bir depoda günlük aldığım gazeteler paketlenmiş hali ile duruyor; onları atmaya kıyamıyorum. Bazen gidip rasgele birini çekiyorum. Nefis bir edebiyat yazısı karşıma çıkıyor. Başlıyorum düşünmeye Acaba bu yazı kitaplaşmış mı? birileri bu yazıyı tekrar okuyacak mı? Bu makalenin yazarı bu yazıyı kimbilir ne büyük enerjiler harcayarak yazmış. Geçmişteki birikimlerini  tecrübelerini yazıya aktarmış. Bu yazınının unutulmaması kitaplaşması lazım. 

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 26-12-2006 )
Devamı...
KIRILAN GÜLLER
Kullanıcı Oylama: / 51
Yazar Sıddık Demir   
26-12-2006
KIRILAN GÜLLER
Sıddık Demir

ImageHani şu Rızgarlı Osman Ağa hikâyesi var ya; Osman Ağa'nın 
üç oğlu vardır. Her bir savaş için padişahın selamıyla bir oğlunu 
asker verir. Ne yazık ki akabinde çocuklarının şahadet haberini alır. 
Yine öyle bir savaş için üçüncü oğlunu askere almaya gelenlere; 
"Söyleyin padişaha benim sülmüme güvenerek ona buna savaş açmasın, 
çünkü gayri verecek evlat kalmadı."der. 
 
    Fahrettin Paşa'nın Yemen müdafaasını bilmeyen yoktur. İmparatorluğun 
kolu_kanadı budanırken, direnenlerden biri de bu paşadır. Devletin 30 
Ekim 1918 tarihi itibariyle yenik sayıldığı, dolayısıyla ordularının 
terhis edildiği talihsiz bir dönemde dahi 1916 dan 1919 yılına kadar, 
merkezi otoritenin emrine karşı bile direnerek Medine'yi savunduğu 
bilinmektedir. Denilir ki, silah bırakıp teslim olun emrini getiren bir 
subayı gözaltına aldırarak haberin yayılmasını engellemiştir. 
Emrindeki subayların olayı öğrenerek kendisine başkaldırması üzerine, 
silahını ve sancağını Ravza-ı mutahhara’da ancak Resul'üne teslim 
etmiştir. Böylece tam 400 yıldır kutsal bölgelerin hâkimi olan Türk hakimiyetine, Lavrens'lerin ve işbirlikçi Şerif Hüseyin'lerin karşı çalışmalarıyla hâkimiyetine son vermiştir. 

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 26-12-2006 )
Devamı...
MANTIK HATASI
Kullanıcı Oylama: / 29
Yazar Raci Durcan   
26-12-2006
              MANTIK HATASI                                                                                                     
Raci   DURCAN 

      
    Hukuk fakültesinde profesörlük yapmış, yani ilmi kariyerini belgelemiş birisi, insanlığın geçmişinin tam olarak tarihini verir, Ademden bu yana 7.600 yıl geçmiştir diye kesin ifade kullanırsa ne olur?(*)


     Image
Cevabını ben vereyim; hiçbirşey olmaz. Yani okurundan  ‘sen bunu nereden biliyorsun?’ diye tepki gelmez. Meraklılar başına üşüşüp, yüzyıllardır araştırılan birşeyi nasıl ortaya çıkardığını anlamak için profesörün etrafını kuşatmaz. Gazete editörleri, ‘vay canına! bunu nasıl keşfettiniz, ilmi dayanağı var mı?’ diye önemli bir problemi çözmüş olmanın heyacanını duyarak çevresinde birikmezler. En hafifi bunun gibi birçok iddia dillendirilir, dinleyici ve okur da bulur. Mesele inanıp inanmama noktasında kalır. Birbirinden farklı inançları edinenler birbiriyle çatışırlar; harpler çıkar. Bu işler de böyle sürüp gider. ‘Bunun bir çözüm yolu olmalı!’ diyen küçük azınlığın sesi hiç duyulmadan...  

     Ünlü romancı Dostoyevski’nin asıl mesleğinin Mühendislik olduğunu öğrendiğimde hem şaşırmış, hem sevinmiştim. Romanlarını beğeniyle okuduğum bu ünlü yazarla meslektaş olmak, yazma konusundaki tereddütlerimi gidererek cesaretlendirmişti. İnsanların kendi alanlarının dışındaki konularda da hayli; hatta daha başarılı olabildiklerini sonradan öğrenecektim. Mesela dünyaca ünlü bir spor ayakkabı üreticisinin yüksek satış rakamlarına ulaşmasındaki en önemli etken, kendine özgü taban profili geliştirmesinden kaynaklanıyordu. Bu; evinde kullandığı tost makinasından esinlenen firma sahibinin eşinin fikriydi.

Yorum yazınız (3 Yorum)
Son Güncelleme ( 28-12-2006 )
Devamı...
Fatih Sultan Mehmet & Kont Drakula
Kullanıcı Oylama: / 39
Yazar Ali Murat Güven   
16-12-2006

Fatih Sultan Mehmet & Kont Drakula

ImageBu yazıda, gerçeklerle efsanelerin birbirine iyice karıştığı karanlık bir çağda, yakından tanıdığımız iki ünlü tarihsel simanın kan kardeşliğiyle başlayıp ölümcül bir düşmanlıkla noktalanan sıradışı öyküsüne konuk olacağız. Bir cephesinde "Cihan Fatihi" namlı Sultan Mehmet, diğer cephesinde ise "Kazıklı Voyvoda" namlı Romen Prensi Vlad Tepeş'in yer aldığı son derece trajik bir öykü bu... Öyle her yerde okuyamazsınız, o yüzden tadını çıkartın!

Geçtiğimiz haftanın ortalarında bazı gazetelerimizde Romanya mahreçli ilginç bir haber yayımlandı. Habere göre, Romen Turizm Bakanlığı, başkent Bükreş yakınlarında "Dracula Parkı" adını taşıyacak bir eğlence merkezi açmayı planlıyormuş. Hani şu "Disneyland" türü yerlerden biri...

Korku edebiyatına meraklı olanların da hemen anımsayacağı gibi, sinemanın ölümsüz vampiri Kont Dracula İrlandalı yazar Bram Stoker'ın aynı adlı romanından doğmuştu. Öte yandan Stoker'ın da bu kahramanı dünya edebiyatına kazandırırken, biz Türklerin tarih kitaplarında "Kazıklı Voyvoda" olarak andığımız ünlü Eflak Prensi Vlad Tepeş'ten esinlendiği günümüzde konunun meraklılarınca gayet iyi biliniyor.

Malûm, Vlad düşmanlarını kazığa oturtması ve onların kanını içmesiyle nam salmış bir tarihsel kişilikti. "Dracula Parkı" projesinin mimarlarının hedefi de kurulacak parkın içindeki bütün etkinliklerin bu vampir esprisine uygun olmasıymış. Sözgelimi, turistlere kan renginde pudingler, beyin şeklinde tatlılar falan satmayı planlıyorlarmış. Ve tabiî Dracula'yı Dracula yapan şu ünlü kazıkların da hemen her köşeyi süsleyeceği belirtiliyordu sözkonusu haberde...

Yorum yazınız (0 Yorum)
Son Güncelleme ( 08-11-2007 )
Devamı...
<< İlk < Önceki 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 Sonraki > Son >>

Sonuç 1041 - 1050 Toplam: 1203


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 10 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
1666078 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net