| |
|
|
Anasayfa
|
|
Anasayfa
|
Yazar Raci Durcan
|
|
13-02-2007 |
|
‘KÜRESEL ISINMA’ TUZAĞI
RACİ DURCAN 07/02/2007
 Bu yıl kış gelmedi.
Sabah kalktığımda ilk yaptığım iş pencereden dışarı bakıp ne kadar kar yağdığını gözlemek oluyor. Bununla da yetinmiyor, şehirlerası telefon görüşmelerinde muhatabıma havanın yağışlı olup olmadığını sorma ihtiyacı hissediyorum. Hemen herkes durumdan memnuniyetsizlik izhar ediyor, eski kışların kalmadığından yakınıyor. Susuzluk ve kıtlıkla karşı karşıya kalmak fikri hepimizin zihnine yerleşdi.
İklimlerin değiştiği ve bundan en fazla Kuzey Amerika’nın etkileneceğini bundan iki yıl önce öğrenmiştim. Daha önce yazan olmuş mudur bilmiyorum ancak, ben Akşam Gazetesi yazarlarından Serdar Turgut’tan öğrenmiştim. Amerika’nın Ortadağuyu işgal nedenini açıklamak için yazmıştı. Herkes petrol için ABD’nin Ortadoğuya geldiğini düşünürken, Kuzey Amerika’nın ikliminin değişerek buz tutarak yaşanmaz hale geleceğini; bu nedenle ABD nin başka yerleşim bölgeleri aradığını öğrenmek benim açımdan ilgi çekici olmuştu. Amerika’nın petrol kaynaklarına sahip olmak amacıyla bölgeye geldiğini söyleyenlerden daha mantıklı bir izah tarzıydı. Kuzey Buz Denizindeki buz kütlelerinin eriyerek Gulfstream akıntısına yol açtığını ve bunun da Amerika kıtası ikliminde ne kadar önemli rol oynadığını öğrenmiş oldum. Ardından vizyona giren The Day after Tomorrow ‘Yarından Sonra’ adlı film olayın üzerine tuz biber ekti. ABD, iklim değişiminin ardından kabaran okyanusun altında kalarak yok olacağını bu filmle Dünya’ya ilan etmiş oluyordu. Dünya’yı ateşe boğan ve insani hiçbir gücün diş geçiremediği ülkenin böyle bir doğal afetle tarihten silinmesi bana da ilahi adalete uygun göründü. Yorum yazınız (10 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 13-02-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
|
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL
|
|
30-01-2007 |
|
DOKUNULMAZLIK KONUSUNDA M. Selami ÇEKMEGİL  Son “Sosyal Güvenlik Yasası” girişimi TBMM’den çıkış şekli ve Anayasa Mahkemesinde ele alınış ve yargılanış tarzıyla yeniden çok şeyler ilham etti bize de… Toplumu derinden etkileyecek hadiseleri ister istemez izleyen entelektüel zeka bu kabil hadiselerle ülkenin ana açmazlarını ister istemez yeniden hatırlıyor, ve sosyal çöküşümüzün ana sebepleri üzerinde ister istemez yeniden düşünüyor. Söylemese ve faydasız olacağını bildiğinden söylemek istemese de ister istemez bazen patlıyor ve aksamaların sebebi köklere ister istemez inmeyi düşünüyor. Gerçi halk bu kökler üzerinde düşünmek konumunda ve potansiyelinde midir ayrı mesele ama halkların aydınlanması da ileri düzeyli bir toplum için zaruri bir vetiredir. Yoksa normalde Halkın yaklaşımı yüzeyseldir ama bir hissi selim taşır ve “Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar…” der ve geçer… Fazla derine inmez. Yorum yazınız (2 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 30-01-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
|
'YOLDAKİ İŞARETLER'LE NEREYE? |
|
Yazar Raci Durcan
|
|
30-01-2007 |
|
‘YOLDAKİ İŞARETLER’LE NEREYE?  Osmanlının yıkılmasıyla dünya üzerinde belirleyici unsur olan İslam siyaseti de tasfiye edilmiş oldu. Tek bir devletin toprakları üzerinde birçok yeni devlet kuruldu. Bunlar da ya işgal edildiler, ya da halkları Batı yanlısı idarecilerin zulmüne terk edildiler. Bu, batı için kesin bir zafer anlamına geliyordu. Dahası zaferleri siyasi olmaktan öteye de geçti, zihinsel işgali kapsama alanına aldı. İslam dünyası şaşkınlık içerisindeydi. Bu şaşkınlık yoğun tartışmaları beraberinde getirdi. Yarım yüzyıldan fazla süren ve halen devam eden yenilginin zihinlerde soru işaretleri bırakmaması mümkün değildi. Müslüman aydınlar yenilginin sebeplerini arıyorlardı. Doğruya iman edenler yenilmiş, batılın arkasındakiler kesin bir zafer kazanmışlardı. Burada bir yanlışlık vardı. Yorum yazınız (5 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 30-01-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
|
Yazar Bilal Sürgeç
|
|
30-01-2007 |
|
Malatya günlükleri – 3
(Devam):
 Sait Abi sık sık bizi Peygamber dışında hiç bir insanın sözü davranışı İslam’ı bağlamadığı konusunda ikaz ederdi.. Bir ara İktibas dergisinde Risale-i Nur hakkında tenkit yazıları yayınlanıyordu. Sait Abi , Said-i Nursi’yi biraz da şefkatle anarak onun şu sözünü de hatırlattı “Yanlışlar nefsimden doğrular Kuran’dandır.” Said-i Nursi’nin İslam adına uzun yıllar hapiste yatması Sait ağabeynin onun hakkında merhamet yüklü ifadelerinin temel nedeniydi. Ancak derviş yapılı bir arkadaşı yanına gelmişti.Adı Şevket Kösemen’di Onu biraz tatlı sert tenkit ettikten sonra “Eskiden marksistin. Mücadeleci idin. İslama dönüşünü nefis bir bildiri yayınlayarak ilan etmiştin. Sonra Nurcluğu seçip niye böyle pasifleştin?” Yorum yazınız (1 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 30-01-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
|
'Güney Yarı-Kürede' SAKATLAR HAFTASI |
|
Yazar Prof. Mustafa Erdoğan Sürat
|
|
30-01-2007 |
| | | | Prof. Mustafa Erdoğan Sürat’ den M. SAİD Ç. ÜSLUPLU ŞİİR - 1
“Güney Yarı-Kürede”
SAKATLAR HAFTASI
Karanlığına dikkatle baktı kör,
Sonra, yahut bir ara,
Görebildiğini anladı;
Karanlığın, asla varolmadığını, ancak ışığın,
| Yorum yazınız (2 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 08-05-2008 )
|
|
Devamı...
|
|
|
Ağabeyim Mehmed Said Çekmegile |
|
Yazar İsmail Gürsoy
|
|
30-01-2007 |
| | Ağabeyim Mehmed Said Çekmegil’e |  |
İsmail Gürsoy
Seyidiydi aklın, fikrin, imanın
Yiğitleri böyledir bu dünyanın
Saadet yolunda kara sevdanın
Çiçeği, balı, arısıydı O
Zarar gelse müminlerin birine
Üzülürdü, oturmazdı yerine
Duydum yeni gelmiş, Bursa iline
Doğru düşüncenin mayasıydı O
| Yorum yazınız (3 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 31-10-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
|
OKUMA(K) ile YAZMA(K) ARASINDA |
|
Yazar Necmettin Evci
|
|
30-01-2007 |
|
OKUMA(K) ile YAZMA(K) ARASINDA
Necmettin Evci
Günlük hayhuy ve resmi program içinde okumanın da yazmanın da asli içerikleri zayıfladı. Okuryazar olmanın kanıtı için ilk mektep şahadetnamesi yeterli sayılmaktadır. Oysa bizim okuryazar nice cahillerimiz vardır. Daha ileri giderek cehaleti artıran okuryazarlıklardan bile söz edilebilir. Okumak harf sembollerinin kelime ve cümle sırasıyla oluşturduğu ses dizgelerini çözmenin ötesinde anlaşılmamıştır. Okumanın anlamla, anlama ve düşünmeyle bağlantısı tek kategoriye indirgenerek kurulur. Nasıl ki, ‘yazma’ ile belli bir anlama, fark etme ve ifade etmenin gereklilik ilişkisi kurulmuyorsa. ‘Okumak’ yazıyla zapt edilmiş anlamı algılamak, ‘yazmak’ da zihnimizdeki anlamı yazıyla zapt etmek (burada zabıta ve zabıt kâtipleri hatıra getirilmelidir) değildir. Onların hayat içinde sandığımızdan çok geniş ve derin karşılıkları vardır. Hayatı ve hayat içinde okuyamayanlar yazılı metinleri hakkı ile okumada da yetersiz kalacaklardır. Yazı için de aynı şeyleri düşünebiliriz. İhmalin alacakaranlığında kalmış kimi kelimeleri el yordamıyla olsun biraz yoklamak istiyorum. Onlara çok belirgin olmayan yumuşak bir dokunuş bile benim için önemli olacaktır. Yorum yazınız (0 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 30-01-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
|
SADDAM İDAM EDİLMİŞ OLABİLİR Mİ? |
|
Yazar RACİ DURCAN
|
|
10-01-2007 |
SADDAM İDAM EDİLMİŞ OLABİLİR Mİ? RACİ DURCAN 9Ocak 2007, Ankara  Saddam Hüseyin'in idam görüntüleriyle bayrama girmenin burukluğunu yaşadık bu sene.. Bunda etkili olan şey, Saddam'a acımaktan çok bu idamının sembolik anlamının bir tehdit içermesiydi. Aylarca süren bir yargılamada infazın bayram gününe denk gelmesi tesadüf değildi. Gizlice çekildiği intibaın verilmesine gayret sarf edildiği anlaşılan görüntülerin bütün dünyaya servis yapılması da... Hadisenin arkasından şiddetlenen Şii-Sünni savaşıyla istediklerini bir kere daha fazlasıyla aldılar. Saddam'ın idamı, tek başına üzerinde durulmayı gerektirecek önemde değildir. Fakat gizli çekim yapıldığı intibaı verilen görüntülerdeki tuhaflık dikkat çekiciydi. Ülkesine büyük zararlar vermiş bu insanın ortadan kalkmış olması bizi fazla alakadar etmesi gerekmezdi. Ancak olayın sunuluş şekli, bu meseleyi birkaç bakımdan ele almayı gerektiriyor. Yorum yazınız (7 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 11-01-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
|
Yazar Şahika Erol
|
|
10-01-2007 |
|
İDEAL ÖĞRETMEN KİMLİĞİ
Şahika Erol Öğretmenlik çok kutsal bir meslektir. Bir başka tabirle eşi ve benzeri olmayan kutsal bir görevdir. Öyle ki, toplumun kalkınması, ilerlemesi ancak öğretmenlerin elindedir. Genç beyinleri yetiştiren, geleceğe yön veren onlardır. Özverileriyle, güçleriyle bu yola baş koymuşlardır. Bu durumda öğretmenlik çok büyük bir değer kazanmıştır. Kendisini insan yetiştirmeye adamış inançlı, vicdanlı öğretmenler cehaletle mücadele ederek, bilginin efendisi olan genç nesiller yetiştirmeyi hedeflemişlerdir. Uzaktan bakıldığında çok basit bir görev olarak görülen öğretmenlik, içine girildiğinde hiç de öyle değildir. Bir insanı, okuma sevgisiyle donanmış bir genci, yetiştirme görevindedir onlar. Yorum yazınız (1 Yorum) |
|
Son Güncelleme ( 10-01-2007 )
|
|
Devamı...
|
|
| | << İlk < Önceki 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 1031 - 1040 Toplam: 1201 |
|
|
|
|
|
|
Kullanıcı Girişi |
| L O G I N |  |
|---|
|
|
Kimler Çevrimiçi |
|
Şuan 16 misafir çevrimiçi |
|
Ziyaretçi Sayısı |
|
1663858 Ziyaretçi
|
|
|
|