16-10-2019
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)


Sedat AYAR bey 
kardesimizden Yeni bir 
yayin:  Yoruldum (Siirler) 


kriter'in en sadik ve 
güvenilir katkicilarindan 
M. Peyami Çekmegeli 
Hakkin ebedi huzuruna 
kavustu inshallah; Rahmet 
diliyoruz  Allah'tan.
                                  kriter


Semra Kürün 
           ÇEKMEG?L'den
Yeni bir yay?n: 
"Tefekkür Aleminde 
MUTLU SEY?R..."


 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Arama
12 Eylül Askeri Darbesi Niye Yapıldı PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
15-09-2012
12 Eylül Askeri Darbesi Niye Yapıldı

                                                    Raci DURCAN
Aradan geçen bunca yıla rağmen 12 Eylül darbesinin kime karşı ve kimin adına yapıldığının anlaşılmamış olmasından üzüntü duymaktayım. Günümüzde, zaman aşımına uğramış olduğu halde darbecileri yargı önüne çıkarma çabaları vardır. Böylece darbeci düşünceye ders verip; tarih önünde mahkûm edeceklerini sanmaktalar. Darbenin asıl amacı anlaşılmadan bu mümkün olabilir mi?
 
12 Eylül darbesinin geleceğini herkes biliyordu. Onu bekleyenler arasında en çok şaşıranlar MHP’liler oldu. Özellikle 12 Eylülün sol harekete indirdiği ağır yumruğu gördükten sonra aynı hareketin dönüp sağa da bir tane çakması tuhaftı. Metriste solcular, Diyarbakır hapishanesinde Kürtler ezilirken; Mamak’ta da milliyetçilere dayanılmaz işkenceler yapılıyordu. Bunu duyduğumuzda inanmakta biz de zorlandık.

Darbenin kime karşı ve ne için yapıldığı herkes gibi ben de uzun süre düşündüm. Bir tesadüf eseri Jack Londan’ın ‘vahşetin çağrısı’ adlı kitabını okumasaydım belki de hiç anlayamayacaktım. Orada bir dövüş köpeğinin nasıl yetiştirildiği ile ilgili bilgiler vardı. Kötü niyetli sahibi, hiç dövüşmemiş köpeği; dövüş köpeği yapmak için sürekli dövüyordu. Bir süre sonra köpeğin mizacı o kadar bozulmuştu ki; kimseye güveni kalmamış ve karşısına çıkan herkese saldıracak hale gelmişti. Kitabı okuyunca ‘Diyarbakır ve Mamak hapishanesinde yaşananlar tam olarak bu!’ dedim. Suçlu olup olmadığı belli olmayan insanların, sudan bahanelerle işkence görmeleri başka şekilde izah edilemez. Orada işkence görenler 2-3 yıl sonra suçsuz bulunarak topluma salındılar. Bu kadar ağır işkence gören bir insan, intikamdan başka bir şey düşünmez. Tam bir dövüş köpeği olur. 12 Eylül askeri hareketi, 1980 de yapıldı. İlk PKK eylemleri 1983 de başladı ve şiddet şiddeti doğurarak devam etti.

12 Eylül döneminde vatanseverlik ve dindarlık hisleriyle dolu bir yakınım komanda asteğmendi. Diyarbakır kırsalında köylülerden silah toplamak adına yaptıklarını anlattığında insanın kanı donuyor. Komutan askere emir veriyor’ bu köyden şu kadar silah çıkacak’. Çıkmazsa askerleri perişan ediyorlar. Perişan olan asker köylüye eziyet ediyor. Akıllarında hiç Türk düşmanlığı, Türk-Kürt gibi kavramlar olmayan köylü böylece Türk düşmanı haline getiriliyor. Evde sakladığı silahı getirmedi diye tezek yedirilen köylü, bir daha orduya güvenip dost olmaz; olmadı da.

Askeri darbenin başı Kenan Evren, aradan geçen bunca zaman zarfında, pişmanlığını belirtir ifade kullanmadı. Hatta tam tersine; şimdi olsa da aynı şeyi yapmaktan geri durmayacağı beyanlarını gazetelerden okuduk. Muhtemelen darbeyi niçin yaptığını kendisi de bilmiyordu. Böyle bir sonucu olacağını bilseydi, inanıyorum ki o zamanki olaylar için başka bir çözüm yolu arardı. Sahne arkasındakiler ile sahne önündekilerin niyetleri her zaman iz düşmez. Hatta arada sürekli bir fark mevcuttur. Günümüz siyasetinin ön planındaki şahıslar bunu kavrayamıyor. Kötü bir şeye neden olanın bunu sadece ihanet amacıyla yapmış olacağını zannediyorlar. Kenan Evren’i mahkûm ederek 12 Eylülü yargılayacaklarını zannediyorlar. Olayların ucunun ne kadar derinde olduğunu kavramaktan uzaklar. Dünya siyasetini yönlendiren suflörler, her şeytanca hareketin ve ihanetin parasal karşılığını ödemeye kalkışsalardı; buna güçleri yetmezdi. Onlar çoğu zaman vatanseverlik ve dindarlık gibi güzel hasletleri de kullanarak amaçlarını gerçekleştiriyorlar.

Benim edindiğim kanaat; şeytan rolündeki suflör Türkiye’nin milletçi kulağına üflemiştir. Derin toplantılarda Türklerin sadece 2 çocuk sahibi olmalarına karşın Kürtlerin 8-10 çocuk yaptıklarını söylemiştir. Bu gidişle Türkiye’de Türk kalmayacak; Türkiye Kürtleşecek demiştir. Kürtçülük adı altında Kürtleri yok eden bir örgüt kurup; Kürtleri o bölgede yaşayamaz hale getirmenin planını yapmayı önermiştir. Bunun Kürt milletçiliğini besleyeceğini ummuştur. Diğer yandan yükselen Türk milliyetçiliği ile ırk bazında aralarında bir çatışma yaratmak için avuçlarını ovuşturmuştur. Her uzlaşma konusunu gizlemekte, her ihtilafı büyütmekte hüner göstermekteler. Siyaset aktörlerinin tarih boyunca oynadıkları ‘iti ite kırdırma’ oyununu herkesin gözü önünde ustaca oynamaktadırlar.

12 Eylül askeri darbesi ne sola ne sağa ya da İslamcılara karşı yapılmıştır. Onu yapanların dahi bihaber oldukları şekliyle Türk-Kürt çatışması yaratmak amacıyla planlanıp uygulamaya konulmuştur. İngiliz çağının siyasi bir gereğidir bu… Devam ettikçe insanlığın bildiği ne kadar etnisite ve mezhep varsa birbiriyle çatışmaya mahkûmdur. Bu gidişle Birleşmiş Milletlerde Dünyadaki şehir sayısı kadar devletle karşılaşırsak şaşırmamak gerekir.

Yorum
Mühim bir cümle
Yazar peyami açık 2012-09-15 14:45:21
"Dünya siyasetini yönlendiren suflörler, her şeytanca hareketin ve ihanetin parasal karşılığını ödemeye kalkışsalardı; buna güçleri yetmezdi. Onlar çoğu zaman vatanseverlik ve dindarlık gibi güzel hasletleri de kullanarak amaçlarını gerçekleştiriyorlar." 
Tıpkı, islami esaslarla çalışan saygın müesseselere bedava da verebileceği fetvayı para karşılığında veren yaşlı bunağın külliyen ajan olan bir gazete tarafından yönlendirilmesi gibi...
12 Eylül'le ilgili sair Yazılar
Yazar admin açık 2012-09-16 12:00:25
1- 
ÇALKANTILI YILLAR  
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1160&Itemid=47 
2- 
ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI 
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1618&Itemid=47 
3-  
O ESKİ (12 Eylül'lü) YILLARDAN BİR DANIŞTAY HATIRASI  
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=701&Itemid=47 
4- 
27 MAYIS, BABAMIN ESARETİ 
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=793&Itemid=47
Yazar Fahri açık 2012-09-17 01:56:31
Bir imla yanlışlığına dikkat çekerek konuya gireyim: ‘’12 Eylül askeri darbesi ne sola ne sağa ya da İslamcılara karşı yapılmıştır. Onu yapanların dahi bihaber oldukları şekliyle Türk-Kürt çatışması yaratmak amacıyla planlanıp uygulamaya konulmuştur’’ iddialı cümlesi, ‘ne sola ne sağa nede İslamcılara karşı’ şeklinde olmalıydı.  
 
Aslında, sorusu çokça sorulan ama sebebini sanki herkes apaçık biliyormuş gibi, cevabı pekte aranmayan, algılara bırakılan bir sorudur bu.! 
Evet, our boys lar yapmıştı ve bu her şeyi açıklıyordu. Hatta, iki sene öncesinden planlamışlar, ortamın olgunlaşmasını beklemişlerdi. Beklemekle kalmamışlar, katkıda bulunmuşlar, en azından göz yummuşlardı. Bu kadarı yeterliydi. 
 
Peki, yazarın iddia ettiği gibi, bir Türk-Kürt çatışmasını amaçladığı ne kadar doğrudur.! Emek ve iktisad cihetinden yaklaşanlarsa, 24 Ocak kararlarına dayandırmaktalar mesela. 
Yazar girisim açık 2012-09-21 10:46:58
Fahri bey katkınız için teşekkürler. 
Our boys sözcüğü kamuoyunda yanlış anlaşılmıştır. Our boys, amerikanın direkt ajanı anlamına gelmez. Darbenin başında olanların halen bu darbeyi niçin yaptıklarını kendilerinin de anladığını zannetmiyorum. Bazen biz de birileri tarafından bir şeyler yapmaya zorlanmıyor muyuz? Darbeciler de gazeteler tarafından oluşturulan genel havaya uyarak ve bence samimi niyetlerle gerçekleştirdiler. 
Uluslararası gücün direkt ajanları belki çok azdır. Fakat onların istedikleri amaca hizmet eden milyonlarca kitleler mevcuttur. Mesela Siyonizm düşüncesi İngiliz çıkarlarına hizmet eder dediğimizde konu yeterince anlaşılmış olmalıdır. Abdülhamit döneminde revaçta olan pan- islamizm akımı da önce Almanlara, dolayısıyla İngiliz siyasetine hizmet etmiştir. Irandaki Humeyni devrimi Batı çıkarları için yapılmıştır. Onu yapanların ve şahadet maksadıyla canını verenlerin bundan haberi yoktur. Büyük güç olmanın özelliği budur. Onlar kitlelere her zaman ufukta belirsiz bir hedef sunarlar. 
O dönem milli güvenlik kurulunda ülkedeki Kürt nüfus artış oranının bir sorun olarak tartışıldığını güvenilir bir kaynaktan öğrenmiştim. Karar almak üzere toplandıklarını ve bu bilgiyi veren kişiyi, konunun önemine binaen güvenmedikleri için toplantı dışı tuttuklarını da …12 Eylülde yapılan en yanlış iş, bölge köylülerinden silah toplama adı altında köylülere yapılan eziyettir. Kürtçeden başka dil bilmeyen insanlara Türkçe konuş diye baskı yaparsanız düşmanlıktan başka ne elde edersiniz? Bunca yanlış bilinçsiz olarak arka arkaya tesadüfen gelir mi? 
Elimde belge yok. Ama zaten bilim bir kanaattir. Doğru dediğimiz şey; şu anda yanlışlığı bize açıkça görünmeyen şeydir. Benim yaptığım açıklamalar kendi içinde çelişmiyor, yerli yerine oturuyor. Günümüzdeki sonuca bakarak böyle düşünmemem için bir neden yok! Dünyaya şekil veren İngiliz siyasetiyle de çelişmiyor. İngiltere nerede büyüme istidadı gösteren bir merkez oluşmaya başlarsa hemen dağıtıyor, parçalıyor. Şimdiye kadar bölünme(ayrılma) lafı çıkıp ta bundan kurtulan olmadı. Türkiye kurtulabilir mi? Kurtulabilir elbette. her şeyin bir ilki vardır. Fakat karar alıcıların ne yazık ki o yönde karar aldıklarını göremiyorum. KRİTER DERGİSİ’Nİ biraz daha dikkatli takip etmeleri gerekiyor. 
Raci D. 
''bizim çocuklar başardı..''
Yazar Fahri açık 2012-09-22 01:43:44
Kenan Evren ve Şurekasına.!  
 
Kenan Evren, Türkiye'nin eyalet sistemine geçmesi gerektiğini söyledi ve fırtınalar koptu. Öyle demek istemedim, ben bölge valiliğine benzer şey önerdim falan desede, ABD ve Bavyera örneği vermesi, Kürt meselesine göndermede bulunması, bayrağı-meclisi olsun, bölge valileri seçimle işbaşına gelsin vb. önerileri ne demek istediğini çok net anlatıyor. En hafif deyimle, ya ağzından çıkanı kulağı duymuyor, yada ne anlama geldiğinden bihaber!  
 
Tepkiler, sadece karşıdan gelmedi. Asıl şaşkınlığa uğrayanlar, meşhur aydın kesim ve DTP oldu. İlk anda ne söyleyeceklerini bilemediler. Emziği alınmış bebekler gibiydiler, ezberleri bozulmuştu! Ee kolay değil tabii, yıllarca düşman bildiğin insanla yan yana düşüvermenin hazmı zor! 
 
Bunun üzerine, oturup 3-5 genel kurul daha yapmalarında fayda vardır. Bakarsınız, 12 Eylül öncesinin bir kısım sağ ve solu gibi, onlarda nasıl kullanıldıklarını, kimlerin projelerinde kullanılmış olduklarını anlarlar.  
 
Konunun hararetli savunucularından kimisi, "Kenan Evren bile bu noktaya geldiyse, helal valla" dedi. "O zaten askeri bir dehadır, sözlerine kulak verilmelidir" (Öcalan) diyen oldu. Hatta, "12 Eylül'ün Kenan Paşası bunu söylüyorsa, bu işte bir yanlışlık, bit yeniği var" diyenden, "bırak hainlikte bizde kalsın" yani, eyaleti-federasyonu konuşmak bizim işimiz sana ne oluyor, şimdi biz seninle aynı safta nasıl solculuk, insan hakları, demokrasi savunuculuğu yaparız diyenler oldu.!  
 
Bütün bunlar olurken, kimse meseleye farklı bir yerden bakmadı ve şunu sormadı? Federasyona yada eyalet sistemine madem bu kadar heveslisiniz, o halde bunca senedir KKTC ile niçin hiç gündeme getirmediniz? 
 
KKTC ile birleşemeyen, federasyona gitmeyi aklından geçirmeyen maça beyleri, güneydoğumuz söz konusu olunca bülbül kesildi, hidayete erdi.! 
 
Tesadüfe bakın ki, Amerika Irak'ta kurdurduğu kukla devleti tanıtıp, koltuğumuzun altına vermeye, kendi artizinin bodyguardı yapmaya çalışırken, 'kökü dışarıda odaklar' ve 'our boys' düz ovada siyaset, eyalet-federasyon tartışmaları açtı. 
 
Dikkat çekici nokta, onca tescilli-meşhur bilim adamı, gazeteci, eski bakan, büyükelçi, müsteşar falan yetmemiş, Kenan Evren'e iş düşmüş-tü! 
 

Kenan Evren önerisini, koca ülke merkezden idare edilemiyor şeklinde gerekçelendiriyor. Bu gerekçe elbette tartışılabilir. Ama önce, bu ülke merkezden düzgün yönetilmeye hiç çalışıldı mı diye sormak gerekmiyor mu? 
 
K.İ.T. leri yıllarca arpalığa çevirip, yenileme yatırımları yapmayıp, ondan sonra zarar ediyor, devlete-millete yük oluyor diyenler yine bu insanlar değil midir? Böyle diye diye, nihayetinde en karlı işletmelerimizi üç-beş kuruşa satmadılar mı? 
 
Bugüne değin, bir tek KİT genel müdürü yada yönetim kurulu üyesi, 'siz nasıl milletin malını ziyan edersiniz' suçlamasıyla, soruşturmaya uğradı yada ceza aldı mı? Bilen, duyan var mı? 10-15 milyar lira maaş-huzur hakkı alıp, ayda bir toplantıya katılmaktan, eşini dostunu partiliyi işe sokmaktan, yolsuzluktan-irtikaptan başka ne iş yaptılar?  
 
KİT ler özerkleştirilseydi, tek bir yasa çıkarılsaydı;  
1-KİT yönetimi ve çalışanlarına, işletme karının şu kadarı dağıtılır.  
2-İşletmenin zarar etmesi durumda, yönetim kurulu şöyle cezaya maruz kalır.  
Söyleyin lütfen, bir tek KİT zarar eder miydi? 
 
Bırakınız zarar edenleri; kar edenleri, tekel durumundaki işletmeleri niçin sattılar? Halka açılsaydı, çalışanları da hisse sahibi olsaydı, bakın bakalım o zaman memleket daha kolay idare edilir miydi? Halk hangi para ile alacak demeyin, sadece bir yılda "baba beni okula gönder" türünden kampanyalarla halktan toplanan para tutarı, 2 milyar dolardır.* 
 
Bu gerekçe, beceriksizliğe kılıf uydurmak bile değildir, tamamı maksatlıdır. Ülkemiz ekonomisine yapılanlar, siyasi-idari alanda da yapılmak istenmektedir. Önce ekonomiyi özelleştirip-yabancılaştırdılar, şimdide devleti 'özelleştirmeye' çalışıyorlar.  
 
Yine, doğu ve güneydoğumuzu bu hale getirenler, başımıza bela edenler, bunlar değil midir? 
Yıllarca sürgün bölgesi değil miydi?  
Bir çivi çaktılar mı? Varsa yoksa İstanbul ve 3-5 büyük şehir. Niçin, çünkü oralarda 'mama yok.!’' Oraları aşiretlere, tarikatlara, ağalara teslim ettiler, başlarını partilerinden meclise soktular, alan memnun veren memnun, zavallı köylünün gerikalmışlığı-ezilmişliği üzerinden geçinmeye devam ettiler. 
 
Şu otomobil fabrikalarının her birini, doğuda farklı bir şehre kurdursaydınız, teşvik olarak demir yolu çekseydiniz, 10-20 yıl vergi-sigorta almasaydınız, bugün doğu-güneydoğu sorunumuz olur muydu? Topraksız köylüye toprak dağıtıp, iki baş da havyan veremez miydiniz?  
 
Hangisi daha ucuza gelirdi? Resmi açıklamalara göre, güneydoğuda savaşın maliyeti 100 milyar doların üstünde. İstanbul-Mersin-İzmir gibi şehirlerin kenarına göçün maliyeti ölçülebilir mi? Üstüne birde, sosyal sorunları, terörün-bölücü eğilimlerin taşınmasını, akan kanı-gözyaşını ilave ediniz. 
 
Bütün bunlardan sonra kalkın, ülke büyük idare edilemiyor deyin. Külahıma anlat derler adama!  
 
Hele, 12 Eylülden sonra ülkede ve bölgede yaptığınız eziyetin-zulmün haddi hesabı var mı? İnsan şimdi, bu açıklamalarınızdan sonra, sormadan edemiyor, acaba bilerek-kasıtlı mı yaptınız? Bütün bölge halkı, devlete-Atatürk’e-bayrağımıza-marşımıza düşman mı olsun istediniz?  
Bir taraftan baskı-zulüm, bir taraftan sınır ticareti ve kaçakçılığı engellemeniz, zaten işi-gücü olmayan insanları, terör örgütünün kucağına itmedi mi? Payınız yok mu?  

Federasyon taraftarları bir taraftan da, petrole kavuşacağımızı iddia ederek, güya havuç uzatıyorlar. Ülkemizdeki petrole sahip çıkamaz ve çıkaramaz iken, petrol yasası çıkarıp yabancılara peşkeş çekerken, bu havuç çok komik tabii!  
 
Ayrıca, petrolü ve madenleri zenginliğin tek yolu olarak görmekte, hadi cahilliktir diyelim. Irakta Amerikan işgaline bakmadan, Somali'de, Ruanda'da olanları bilmeden, belki de anlaşılabilir.! 
 
Elbette şu sorularda sorulmalıdır: Almanya petrolle mi kalkındı? Ya, Japonya? 
Güney Afrika elmasları siyahlara özgürlük-zenginlik mi verdi? 
 
Tam bağımsız olmadan, çalışmadan-üretmeden, hakça paylaşmadan, adaletle yönetmeden, birileri-kimi aileler zengin olabilir, ama millet ve ülke kalkınamaz, refaha eremez, önce bunu anlamak ve bilmek gerekir. 
Hatta, petrol-maden başına bela olur, havadan ölüm olarak yağar.. 
 

Eyalet-federasyon tartışılsa ne olur, tartışılmasın mı yani diyorlar? 
Elbette ama, ülkemizin çok daha önemli ve öncelikli meseleleri dururken, emperyalist bir projenin nesini tartışacağız? 
 
Fahri Yurtsever 
Ankara 15 Mart 2007  
 
* "Türkiye'de bir yılda 2 milyar dolar bağış toplandı.. demekki sadece bağış için 2 milyar dolar toplanabiliyor. Tüpraş 1.300 milyar dolara satılıyor.." 28.Haziran.2005 Haber-Türk  
"İletişimden 3.2 milyar$ lık vergi toplandı. Maliye Bakanlığının verilerine göre, yılın ilk 10 ayında özel iletişim ve GSM hazine payı toplam 4 milyar 294 milyon YTL ye ulaştı." 19.11.2005 Milliyet 
Yazar Fahri açık 2012-10-13 04:37:43
Karar alıcılarımız… 
Ne yazık bu büyük millete ki, karar alıcıları majestelerinden ‘üstün hizmet madalyası’ taşıyor.  
Kraliçe, başkomutanlık savaş gemisini Dolmabahçe karşısına demirliyor ve Ankara’nın Çankaya’sında bir törenle, adeta ‘genel valisini’ şereflendiriyor. Başını eğen, bu cumhurun başını niçin madalyayla ‘taltif ediyor..!’ 
Bir diğer karar alıcıya, üstün cesaret, bir diğer baş üniformalı karar alıcıya şövalye nişanı.. 
Sahi, bu madalyalarda, şövalye nişanlarında ana sembol niçin hilal değil de, haç..! 
Sahi, bu madalyalar alınırken, baş niçin öne eğilir..! 
 
Raci Bey, kriteri daha dikkatli okumalılar önerisinde bulunuyor, hüsniniyetle.  
Eee, ne yapsın.!  
Tavsiyem, önerisini ‘İngilizce’ yazması ve BBC yada CNN veya W Post ta yayınlatması, olmadı birisinin bana bunu anlatmasıdır. 
Sanırım, garp cephesinde değişen bir şey yok.  
 
 
 
Fahri Bey'e
Yazar girisim açık 2012-10-18 17:45:16
Fizikte bir kural vardır: Bir cisme birkaç kuvvet etki ederse cisim, kuvvetlerin bileşkesi yönünde hareket eder. Bu kural sosyolojide de geçerlidir. Sosyal olayları tek bir kuvvet etkilemiyor. 
Sizin bahsettiğiniz olayda, Türkiye’nin karar alıcıları, olayları bir yöne götürmek için güçlerini kullanıyorlar. Bu yön bazen İngiltere’nin istediği yönmüş gibi görünebilir. Ya da İngilizler, nişan takarak Türklerle anlaşmış gibi görünebilirler. Fakat cismin(sosyal olayların) hareket yönüne bakarak anlıyoruz ki; tam bir uyum yoktur. Dıştan göründüğü gibi olayları değerlendirmeye çalışmak yanıltıcı olur. Elimizde başka done ve imkan olmadığı için feraset ( hayal gücü de denilebilir) i devreye sokmak gerekiyor. 
Abdullah Gül’ün nişan takması tam olarak onlarla anlaştığı anlamına gelmez. Bu iş niyet okuma işidir. Savaş bir satranç oyunudur. Kim daha ileriki hamleleri görürse ona göre tedbir alıp kazanma ihtimalini güçlendirir. Kaldı ki Abdullah Gül’ün ben herhangi bir karar alma noktasında (yetkisinde) olduğunu zannetmiyorum. Nişanı sembolik olarak almıştır. Türkiye adına, İngiltere’nin Ortadoğu valisi olarak nişanı almıştır. Fakat gelişmeler İngilizlerin bu konuda da bizi kataküllaya getirdiğini gösteriyor. Demokrasilerde vitrin önüne bakmak her zaman yanıltıcıdır. Amerika da Obama’nın bir karar alma yetkisi yoktur. 
Üstün ve egemen olanın önünde daima baş eğilir. Eğer devlet memurluğu tecrübeniz varsa, bunu tecrübe etmişsinizdir. Ya baş eğeceksiniz, ya da siz baş olacaksınız. Bunun ortası yoktur. Nişanların hilal ya da haç olmasının çok önemi yoktur. İsteselerdi hilal ile de madalya verebilirler, bundan gocunmazlar. İngilizler akıllı adamlardır, şekle bakmazlar. 
Yazıları Washington Post vs. de yayınlatmaya gerek olduğunu sanmam. Buradaki adamları vasıtasıyla gerekli yerleri daha bilgisayar başında tuşa basarken takip etme kabiliyetleri var. Gazeteler halkı yönlendirmek içindir, halkı bilgilendirmek için değil. 
Bizdeki karar alıcılar inşallah, orta doğudaki olayların 50 yıl süreceğini(9/11 olaylarından sonra Bush’un konuşması); tüm Müslüman ülkelerin sonunun ırak ve Afganistan gibi olacağını; bunların Dünyadaki enerji değişimine tedbir almak amacıyla yapıldığını biliyorlardır. Bilmiyorlarsa oyunu kazanma ihtimalleri yoktur. Ülkemize, insanlarımıza ve geleceğimize yazık olacak demektir. 
Raci Bey, merhabalar.
Yazar Fahri açık 2012-10-20 04:08:06
Bir asker ahbapla sohbette ‘memleketi kurtarırken’ konu Amerika ile karşı karşıya gelme mecburiyetine gelince, demişti ki, mümkünü yok iki saatte işimizi bitirirler, savaşamayız. 
Ben eyvah çektim, yüreğim acıyarak.! 
Dünyanın en muhteşem zırhlıların toplarına karşı Çanakkale de biraz sonra öleceğini bile bile tevekülle ileri atılan erin, istiklal harbinde yenilemez denilen yedi düvele karşı, en önde ölüme atılan zabitin maneviyatından eser kalmamıştı.  
Biz hiç savaşmadan kaybetmiştik. 
Hiç savaşmadan teslim bayrağını çekmiştik .. 
Hiç.. 
Savaşmak, ölmek, gönül huzuruyla şehadate ermek unutulmuş, anlamsızlaşmıştı. 
Hemde bir asker, ölürüm endişesiyle mukabeleden imtina ediyordu, kaybetmiştik baştan, yenilmiştik çoktan. 
Bir politikacı haç nişanı takmış çok mu diyesim geliyor.! İçim sızlayarak.! 
*  
Eskiden etek giyip dolaşmak diye bir güzel benzetme vardı. 
Güzel Allah’ım hepimizi real-politika hastalığından esirgesin.  

‘’Nişanların hilal ya da haç olmasının çok önemi yoktur. İsteselerdi hilal ile de madalya verebilirler, bundan gocunmazlar. İngilizler akıllı adamlardır, şekle bakmazlar’’ demişsiniz.  
Haklısınız da. 
Yine de sormak istiyorum, niçin gizleme gereği duymazlar.  
Ne alan, ne veren.! 
Sizden farklı olarak ben her şeyin gayet aleni, ortada olduğunu, en azından görünenin fazlasıyla kafi olduğunu düşünüyorum. Kanaatindeyim.  

İngiliz’in ipiyle kuyuya inilmeyeceğini cümle alem bilirde.. 
Ümit edelim, karar alıcılarımız ‘yok canım bana yapmaz’ demiyorlardır. 
Osmanlıda da oyun tükenmez demezsiniz inşallah.! 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 15-09-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
44229308 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net